Neden Her İyi Projenin Arkasında Araştırma Var? CRINO’nun Araştırma Kültürü

CRINO, eğitimden dijital dönüşüme kadar her projeyi güçlü bir araştırma, ihtiyaç analizi ve veri temelli tasarımla başlatır. Peki bu araştırma kültürü nasıl işliyor?

BLOGLAR

12/7/20254 min read

Araştırma Olmadan Proje Olur mu?

Yenilikçi Fikir ve İnovasyon Derneği (CRINO) için “güzel bir fikir” tek başına proje sayılmıyor. Bizce gerçekten etkili bir proje, arkasında mutlaka güçlü bir araştırma, net bir ihtiyaç analizi ve iyi tanımlanmış bir hedef kitle taşımak zorunda. Aksi hâlde proje metni ne kadar parlak görünürse görünsün, sahaya çıktığında karşılık bulmayan, raporun içinde kaybolan bir çalışma hâline dönüşebiliyor.

Bu nedenle CRINO’da işe her zaman soruyu doğru kurarak başlıyoruz: Tam olarak hangi problemi çözmek istiyoruz, bu problem kimleri etkiliyor, elimizde bu problemi gösteren hangi veriler var, hangi veriler eksik? Bu temel sorular, hem yerel girişimlerimizde hem de Erasmus+ gibi uluslararası programlara hazırladığımız projelerde bizim için ilk adımı oluşturuyor. Böylece proje, kâğıt üzerinde değil, gerçek hayatın içinde anlam kazanıyor.

CRINO’nun Araştırma Kültürü Nasıl İşliyor?

CRINO’da araştırma, tek bir uzman tarafından kapalı odada yapılan teknik bir süreç değil; öğretmenlerin, gençlerin, alan uzmanlarının ve paydaş kurumların birlikte yürüttüğü, katılımcı bir çalışma tarzı. Proje hangi alana odaklanıyorsa, araştırma da o alandan besleniyor. Gençlik odaklı bir projede gençlerin dijital beceri düzeylerini, ilgi alanlarını ve motivasyon kaynaklarını anlamaya çalışıyoruz; eğitim projelerinde okulların ihtiyaçlarını, öğretmenlerin dijital hazırbulunuşunu, öğrencilerin öğrenme stillerini analiz ediyoruz; iklim ve sürdürülebilirlik temalı bir girişimde ise yereldeki çevre sorunlarını, hâlihazırda yürütülen iyi uygulamaları ve desteklenmesi gereken boşlukları haritalandırıyoruz.

Bu süreçte anketler, kısa görüşmeler, odak grup çalışmaları, paydaş toplantıları ve literatür taraması gibi yöntemleri, proje ölçeğine uygun biçimde harmanlıyoruz. Amaç, kalın dosyalar dolusu istatistik üretmek değil; karar alırken bize gerçekten yol gösterecek kadar net ve okunabilir bir tablo çıkarmak. Sonuçta ortaya “bu proje neden gerekli?” sorusuna güvenle cevap veren bir çerçeve çıkıyor.

İhtiyaç Analizinden Etkili Faaliyete

Pek çok kurumda proje yazım süreci, formdaki boşlukları doldurmak ve faaliyet bölümünü “dolu göstermek” üzerinden ilerliyor. CRINO’da ise tam tersine, faaliyetler önce araştırmanın içinden süzülerek doğuyor. Araştırma sırasında ortaya çıkan ihtiyaçlar, güçlü ve zayıf yönler, fırsatlar ve riskler; hangi tür etkinliklerin, hangi hedef grup için gerçekten işe yarayacağına dair ipuçları veriyor.

Örneğin dijital becerilerle ilgili bir çalışma yaptığımızda, bazen gençlerin teknik bilgi değil, özgüven ve ekip çalışması konusunda daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu görüyoruz. Böyle bir durumda eğitimlerimizi sadece teknik içeriklere sıkıştırmak yerine, oyunlaştırılmış grup çalışmaları, birlikte üretim atölyeleri, sunum ve hikâye anlatımı etkinlikleriyle zenginleştiriyoruz. Böylece faaliyetler “proje formunda yazdığı için yapılan” kalemler olmaktan çıkıyor; katılımcının hayatına dokunan, anlamlı ve ölçülebilir deneyimlere dönüşüyor.

Araştırma, Sadece Başlangıçta mı Yapılır?

CRINO’nun bakış açısında araştırma, yalnızca proje öncesi yapılan tek seferlik bir iş değil; sürecin tamamına yayılması gereken bir refleks. Proje yürürken de küçük ama düzenli ölçekte veri toplamayı önemsiyoruz. Her önemli etkinlikten sonra alınan geri bildirimler, kısa değerlendirme formları, katılımcı görüşleri ve ekibin kendi gözlemleri, projenin gidişatını anlamamız için değerli sinyaller üretiyor.

Bu sayede “başta böyle yazmıştık, artık değiştiremeyiz” yerine, “sahadan gelen veriye göre şurayı güçlendirelim, burayı sadeleştirelim” diyebiliyoruz. İzleme ve değerlendirme, hata bulmak için değil, projeyi birlikte öğrenen, uyarlanabilen, gelişen bir yapıya dönüştürmek için kullandığımız bir araç. Son raporda yazılan cümlelerden önce, sahada gerçekten işe yarayan bir model bırakmayı hedefliyoruz.

CRINO ile Proje Geliştirmek İsteyenler İçin Ne Anlama Geliyor?

CRINO ile çalışmak isteyen okullar, gençlik dernekleri, kamu kurumları ya da özel sektör paydaşları için bu araştırma kültürü önemli bir başlangıç noktası. İlk toplantıda çoğu zaman “hangi fondan başvuralım?” sorusundan önce, “gerçekte hangi ihtiyaca çözüm arıyoruz?” sorusuna birlikte odaklanıyoruz. Bu aşamada bazen çok kısa bir anket, bazen öğretmen ve gençlerle yapılacak küçük bir atölye, bazen de mevcut istatistiklerin hızlı bir analizi yeterli olabiliyor.

Ardından, ortaya çıkan tabloya göre projenin hedef kitlesi, amaçları, beklenen etkileri ve faaliyet tasarımı şekilleniyor. Bu yaklaşım, hem fon veren kurumların görmek istediği ihtiyaç temelli yapıyı sağlıyor, hem de proje bittiğinde “boşa gitmedi, tam istediğimiz yere dokundu” diyebileceğimiz sonuçlar üretmemize yardım ediyor. Kısacası CRINO, projeyi bir belge değil, araştırmayla beslenen canlı bir süreç olarak ele alıyor.

Sonraki Adım: Araştırmadan Beslenen Eğitimler ve Etkinlikler

Bu yazıda CRINO’nun araştırmayı merkeze alan yaklaşımını genel hatlarıyla anlattık. Bir sonraki blog yazısında, tüzüğümüzdeki ikinci faaliyet alanına geçerek gençler, yetişkinler ve öğrenciler için tasarlanan projeleri, kampları, hackathonları, tasarım maratonlarını ve yapay zekâdan AR/VR’a uzanan sertifikalı eğitim programlarını ele alacağız.

crino.org’daki bu seri, hem derneğin nasıl çalıştığını şeffaf biçimde paylaşmak hem de kendi kurumunda benzer bir araştırma kültürü oluşturmak isteyen herkes için ilham verici bir kaynak olmayı hedefliyor.